Elif Şafak, son dönemin en ünlü yazarlarından biri, bana göre. Yazdığı romanlar milyonlara ulaşıyor, okur diğer kitabını merakla bekliyor. Bekleneni verebilmek bu noktada zor olsa gerek, Pencereden Sızan, Elif Şafak'ın son romanı İskender'de.. " Benim annem iki kez öldü. Onun hikayesinin unutulmasına asla izin vermeyeceğime dair kendi kendime yemin etmiştim ama bir konuda yazacak cesareti yada şevki bir türlü bulamadım. " diye devam ediyor roman. Kitabı okurken farklı bir pencereden bakma sevdasıyla başlamıştım, ya da öyle düşünmek istiyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitabın bitmemesini ama sonunun bir an önce gelmesini çok istiyordum romanın orta sayfalarında. Her sayfa heyecanlandırıyor, farklı bölümlerde yeni kişiler tanımaktan bir hayli zevk alıyordum. Anadolu'dan İngiltere'ye, oradan Abu Dabi ye uzanan kocaman bir dünya. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ne saklıyor diye merak ediyordum. Yazı köşelerinden takip ederdim yaza...
Aramakta bir şeyleri. Köşe bucak, ara sokak, beklenmedik durak...Aramadık hiç bir yer bırakmamak. Gerekirse kılıktan kılığa girmek, köşelerde sürtmek, aleme kafa tutmak, her pencereden sessizce sızmak. Bulamayınca aldırış etmemek, sızılan pencerede beklemek, dinlemek gerekirse iki çift laf etmek. Ama mesken tutmamak, memleket edinmemek. Yeni bir umut, yeni bir renk, yeni bir anı için, yeni bir Pencereden Sızmak.. ( Merhaba Pencereden Sızan.. )