Elif Şafak, son dönemin en ünlü yazarlarından biri, bana göre. Yazdığı romanlar milyonlara ulaşıyor, okur diğer kitabını merakla bekliyor. Bekleneni verebilmek bu noktada zor olsa gerek, Pencereden Sızan, Elif Şafak'ın son romanı İskender'de..
"Benim annem iki kez öldü. Onun hikayesinin unutulmasına asla izin vermeyeceğime dair kendi kendime yemin etmiştim ama bir konuda yazacak cesareti yada şevki bir türlü bulamadım." diye devam ediyor roman. Kitabı okurken farklı bir pencereden bakma sevdasıyla başlamıştım, ya da öyle düşünmek istiyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitabın bitmemesini ama sonunun bir an önce gelmesini çok istiyordum romanın orta sayfalarında. Her sayfa heyecanlandırıyor, farklı bölümlerde yeni kişiler tanımaktan bir hayli zevk alıyordum. Anadolu'dan İngiltere'ye, oradan Abu Dabi ye uzanan kocaman bir dünya. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ne saklıyor diye merak ediyordum. Yazı köşelerinden takip ederdim yazarı, acaba derdim bu köşeyi yazan, kendi dünyasını nasıl yazar.
Roman iyi olsa da, şunu da belirtmek isterim ki 370.sayfadan sonra olaylar bilmecelerin çözümü ardı ardına geliyor, karşımda Elif hanım olsa derdim, hayırdır aceleniz mi vardı? bu son sayfaları yazarken. Abartıyorum belki ama, okuyunca daha iyi anlayacaksınız.
Sonlarda olan belirsizlikler, İskender'in oğlunu görecek mi, görmeyecek mi? Tobiko'ya ne oldu? İskender'in arkadaşları sessizliğe mi karıştı? Alaaddin amca nerelerde? Kate, İskender'i unuttu mu? İskender, yiğenlerine Alaska'yı nasıl anlatacak? İskender yoksa Alaska yolcusu mu? Ve kitabın adı neden İskender?Pembe olabilirdi. Kitabın ilk satırlarında olduğu gibi annesinin hayatı kitapla bütünleşe bilirdi. ---Daha onlarca belirsizlik. Elif Şafak'ı kötü eleştirdiğimi düşüne bilirsiniz. Ama benim isteğim, romanlarından daha bir güzel tat alabilmek. Ve bu hataları yaptı diyede teşekkür ediyorum, ileride bir gün bende yazmaya kalkışırsam bunları göz önünde tutacağım.
Pencereden Sızan, delikanlı İskender ile muhabbette idi.
Sızmak zor olsa da, geceleyin kendi odama sızmak, masa başında uyuya kalmak.
İyi geceler...
"Benim annem iki kez öldü. Onun hikayesinin unutulmasına asla izin vermeyeceğime dair kendi kendime yemin etmiştim ama bir konuda yazacak cesareti yada şevki bir türlü bulamadım." diye devam ediyor roman. Kitabı okurken farklı bir pencereden bakma sevdasıyla başlamıştım, ya da öyle düşünmek istiyordum. Doğrusunu söylemek gerekirse, kitabın bitmemesini ama sonunun bir an önce gelmesini çok istiyordum romanın orta sayfalarında. Her sayfa heyecanlandırıyor, farklı bölümlerde yeni kişiler tanımaktan bir hayli zevk alıyordum. Anadolu'dan İngiltere'ye, oradan Abu Dabi ye uzanan kocaman bir dünya. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Ne saklıyor diye merak ediyordum. Yazı köşelerinden takip ederdim yazarı, acaba derdim bu köşeyi yazan, kendi dünyasını nasıl yazar.
Roman iyi olsa da, şunu da belirtmek isterim ki 370.sayfadan sonra olaylar bilmecelerin çözümü ardı ardına geliyor, karşımda Elif hanım olsa derdim, hayırdır aceleniz mi vardı? bu son sayfaları yazarken. Abartıyorum belki ama, okuyunca daha iyi anlayacaksınız.
Sonlarda olan belirsizlikler, İskender'in oğlunu görecek mi, görmeyecek mi? Tobiko'ya ne oldu? İskender'in arkadaşları sessizliğe mi karıştı? Alaaddin amca nerelerde? Kate, İskender'i unuttu mu? İskender, yiğenlerine Alaska'yı nasıl anlatacak? İskender yoksa Alaska yolcusu mu? Ve kitabın adı neden İskender?Pembe olabilirdi. Kitabın ilk satırlarında olduğu gibi annesinin hayatı kitapla bütünleşe bilirdi. ---Daha onlarca belirsizlik. Elif Şafak'ı kötü eleştirdiğimi düşüne bilirsiniz. Ama benim isteğim, romanlarından daha bir güzel tat alabilmek. Ve bu hataları yaptı diyede teşekkür ediyorum, ileride bir gün bende yazmaya kalkışırsam bunları göz önünde tutacağım.
Pencereden Sızan, delikanlı İskender ile muhabbette idi.
Sızmak zor olsa da, geceleyin kendi odama sızmak, masa başında uyuya kalmak.
İyi geceler...

Yorumlar
Yorum Gönder