Kitap okumak sizce, sadece okumak mı? Seçmeden, eline ne geçerse, sebepsiz, nedensiz ve herkesten habersiz köşede sessiz ve yalnız bir şekilde bitirmek mi?
Bir kitap kulübünün penceresinden sızdım. Adını soramadım. Kitaplara bakındım, soru sormak için fırsat kolladım. Gelmişken kitaplara göz atayım dedim. Epey daldım kitaplara. Arada laf etmek için bir şeyler söyledim. Aradığım kitapları söyledim. Sonra yakaladım fırsatı, başladım konuşmaya.
Emekli beden eğitimi öğretmeni olduğunu öğreniyorum. Kafam allak bullak oldu dersem yeridir. Okulumdaki
zamane beden eğitimi öğretmenleri aklıma geliyor. Kitapla alakası olmayan tipler diye kafamda hayal ediyorum. Onlar değil artık çoğu öğrenci alakası olmadığını saklıyorum içimde bir yerlerde. Anlatıyor bana gençler okumuyor diyor, okuyanların da ne okuduğunu bilmiyor diyor. Hak veriyorum. Kitap kulübüne gelmeden önce köşe başında açılan kitapçıdan bahsediyorum. Gelmeden önce oraya sızdığımı söylüyorum. Aradığım kitapları bulamadığımı söylüyorum. Ne tür bir kitap olduklarını çözemediğim koca kağıt yığınları. Son okuduğum kitaptan bahsediyorum. Elif Şafak- İskender romanından. Beni baya etkileyen bir kitap. Sordu bana sence bir yüz yıl sonra okunacağını düşünüyor musun dedi bana Elif Şafak'ın, bir aklıma dünya ve Türk klasikleri geldi cevap verdim onları düşünerek "Sanırım hayır, onlar kadar sıyrılamamış gibi geldi bana". Beni takdir ediyor bunu anladığım için. Başlıyor konuşmaya yüz yıllar önce yazılmış Dante'nin ilahi Komedya kitabından bahsediyor, yüz yıllar önce ki cennet cehennem hissini aynen bu gün gibi hissettiriyor diyor bana. Aklım o kitaba takılıyor, okumam gerektiğini beynimin bir köşesine yazıyorum. Hak veriyorum, kendini yüzyıllardır okutan kitaplar ve günümüzdeki kitaplar, fark çok bana göre?
Kendinize sorun birde, sizce de öyle mi?
Gazi Üniversitesi Beden eğitimi mezunuymuş. O zamanlar öğretmen yetiştirmek büyük bir özenti ürünüymüş. Bahsediyor eskilerden. Keşke çay olsa da sohbetimize sıcak sıcak devam etsek diye düşünüyorum. Tek şekerli, demli, sıcaktan tutamayacağım kadar cana yakın olsun.
Yaklaşık bin küsür üyesi olduğunu söylüyor. Aktif yaklaşık dokuz yüz üye, düşündükçe baya okur olduğunu düşünerek, tebessüm bırakıyorum yüzüme. Kapatmak için zorlayan kişilerden bahsediyor. İşletmek zor diyor, ama içimdeki yılların enerjisini herkesin kitap okuması için yapmak gerekli diyor. Takdir ediyorum. Hemde çok. Gideceği yeri biliyor, bilmeyenlere ise Alice Harikalar Diyarında kitabının etkileyici sözüyle bitiriyor."Alice, Tavşana sorar, hangi yoldan gideyim der, tavşan cevap verir, nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiç bir önemi yoktur."
Konuşmayı bitiren kitapçıya giren bir kadın oldu. Neyse ki alacağımı aldım. Dinledim.. :)
Adını soramadım kitapçının ama hiç unutamayacağım bir pencere oldu burası, böyle pencerelerden sızmayı ve dinlemeyi seviyorum. (Kitapçı "Kitap Kulübü-Balıkesir PTT nin olduğu cadde-16.04.2012)
(Sohbet Mehmet Karakaş - Adı bilinmeyen Kitapçı Öğretmen )
Bir kitap kulübünün penceresinden sızdım. Adını soramadım. Kitaplara bakındım, soru sormak için fırsat kolladım. Gelmişken kitaplara göz atayım dedim. Epey daldım kitaplara. Arada laf etmek için bir şeyler söyledim. Aradığım kitapları söyledim. Sonra yakaladım fırsatı, başladım konuşmaya.Emekli beden eğitimi öğretmeni olduğunu öğreniyorum. Kafam allak bullak oldu dersem yeridir. Okulumdaki
zamane beden eğitimi öğretmenleri aklıma geliyor. Kitapla alakası olmayan tipler diye kafamda hayal ediyorum. Onlar değil artık çoğu öğrenci alakası olmadığını saklıyorum içimde bir yerlerde. Anlatıyor bana gençler okumuyor diyor, okuyanların da ne okuduğunu bilmiyor diyor. Hak veriyorum. Kitap kulübüne gelmeden önce köşe başında açılan kitapçıdan bahsediyorum. Gelmeden önce oraya sızdığımı söylüyorum. Aradığım kitapları bulamadığımı söylüyorum. Ne tür bir kitap olduklarını çözemediğim koca kağıt yığınları. Son okuduğum kitaptan bahsediyorum. Elif Şafak- İskender romanından. Beni baya etkileyen bir kitap. Sordu bana sence bir yüz yıl sonra okunacağını düşünüyor musun dedi bana Elif Şafak'ın, bir aklıma dünya ve Türk klasikleri geldi cevap verdim onları düşünerek "Sanırım hayır, onlar kadar sıyrılamamış gibi geldi bana". Beni takdir ediyor bunu anladığım için. Başlıyor konuşmaya yüz yıllar önce yazılmış Dante'nin ilahi Komedya kitabından bahsediyor, yüz yıllar önce ki cennet cehennem hissini aynen bu gün gibi hissettiriyor diyor bana. Aklım o kitaba takılıyor, okumam gerektiğini beynimin bir köşesine yazıyorum. Hak veriyorum, kendini yüzyıllardır okutan kitaplar ve günümüzdeki kitaplar, fark çok bana göre?
Kendinize sorun birde, sizce de öyle mi?
Gazi Üniversitesi Beden eğitimi mezunuymuş. O zamanlar öğretmen yetiştirmek büyük bir özenti ürünüymüş. Bahsediyor eskilerden. Keşke çay olsa da sohbetimize sıcak sıcak devam etsek diye düşünüyorum. Tek şekerli, demli, sıcaktan tutamayacağım kadar cana yakın olsun.
Yaklaşık bin küsür üyesi olduğunu söylüyor. Aktif yaklaşık dokuz yüz üye, düşündükçe baya okur olduğunu düşünerek, tebessüm bırakıyorum yüzüme. Kapatmak için zorlayan kişilerden bahsediyor. İşletmek zor diyor, ama içimdeki yılların enerjisini herkesin kitap okuması için yapmak gerekli diyor. Takdir ediyorum. Hemde çok. Gideceği yeri biliyor, bilmeyenlere ise Alice Harikalar Diyarında kitabının etkileyici sözüyle bitiriyor."Alice, Tavşana sorar, hangi yoldan gideyim der, tavşan cevap verir, nereye gideceğini bilmiyorsan hangi yoldan gittiğinin hiç bir önemi yoktur."
Konuşmayı bitiren kitapçıya giren bir kadın oldu. Neyse ki alacağımı aldım. Dinledim.. :)
Adını soramadım kitapçının ama hiç unutamayacağım bir pencere oldu burası, böyle pencerelerden sızmayı ve dinlemeyi seviyorum. (Kitapçı "Kitap Kulübü-Balıkesir PTT nin olduğu cadde-16.04.2012)
(Sohbet Mehmet Karakaş - Adı bilinmeyen Kitapçı Öğretmen )
Yorumlar
Yorum Gönder